sinecine ISSN: 1309-5838

sinecine 3 (2) Editörden

S. Ruken Öztürk’ün Sunuşu

Bu sayıya iyi bir haberle başlamak istiyorum. Dört sayı çıkardıktan sonra geçen yıl TÜBİTAK ULAKBİM’e başvurmuştuk. Başvurumuz üzerine sinecine, bu yıl Mart ayında yapılan toplantıda TÜBİTAK ULAKBİM Sosyal Bilimler Veri Tabanı Komitesi tarafından 2011 yılı itibariyle veri tabanına alındı. Bu da birkaç yıllık yoğun emeğin sonucuydu. Bir başka deyişle ULAKBİM’in taradığı ilk ve tek akademik-hakemli sinema dergisi oldu. Böylece ulusal ölçekte temel akademik ölçütleri karşıladığımız ortaya çıktı; uluslararası girişimlerimiz biraz daha uzun bir yol gerektiriyor, ama onun için de gerekli çabaları gösteriyoruz ve uluslararası indekslerde taranabilmek için başvurularımızı yapmış bulunuyoruz.

Çok sayıda makale arasında bu sayıya dört makale kaldı. İlk yazı, Sinem Evren Yüksel’in “1990 Sonrası Türk Sinemasında Melodramatik İmgelem” adını taşıyor. Yeni  filmlerin Türkiye’deki modernleşme süreciyle ve travma kuramlarıyla ilişkisi, melodramı dönüştürmeleri üzerinden derinlemesine inceleniyor. İkinci yazı, son yıllarda kendinden söz ettiren Ümit Ünal sineması üzerine Ece Özdemir’in makalesi: “Ümit Ünal Sinemasında Ulusal Alegori”. Ünal’ın 9, Ara ve Nar üçlemesini Jameson’ın önerdiği ulusal alegori çerçevesinde tartışıyor. Üçüncü ve dördüncü yazılarımız yabancı filmlerle ilgili. Özlem Oğuzhan imzasıyla çıkan yazı “Geleceğin Tarihini Yazmak: Sinemanın Kıyamet Senaryoları” adını taşıyor; Melankoli, 2012 ve Kurdun Günü filmlerini inceliyor. Daha önce 2011 yılının bahar sayısında yeni Türkiye sinemasındaki balık imgesini çözümlediği iddialı bir yazısını yayımladığımız Gamze Hakverdi bu kez aktivist bir filmi çözümlemeye çalışıyor. “Acının ‘Ötekileri’: Sing For Darfur”.

Bu sayıda en az kendi çalışmaları kadar heyecan verici bir Dudley Andrew söyleşisi okuyacaksınız. Çok büyük bir emek vererek Andrew ile ayrıntılı söyleşi yapan Yayın Kurulu üyemiz Ahmet Gürata güzel bir iş çıkardı. Söyleşiyi okuduğunuzda çok iyi bir makale okumuş gibi hissedeceksiniz. En azından bende etkisi bu oldu. Ahmet Gürata’ya çok teşekkür ediyorum bu değerli katkısı için. Gelecek sayıda bu söyleşiyi de tamamlayacak bir çeviri yayımlanacak. Dudley Andrew imzalı çok kapsamlı bir makalenin çevirisini, Critical Inquiry’de yayımlanan “Sinema Araştırmalarının Özü ve Gelişimi”ni bulacaksınız. Derginin bu sayısında yeni kitapları Hasan Akbulut, Meral Özçınar Eşli ve Bahar Altay Erişen tanıttı.

Geçen sayımızdan bu yana üzücü olaylar da oldu sinema dünyasında. Rekin Teksoy ve Metin Erksan hayatlarını kaybettiler. Seyfi Teoman’ın genç yaşta ve trajik biçimde aramızdan ayrılışı sinemaseverleri derinden yaraladı, hem de yapımcısı olduğu film yeni ödül almışken. Kaybettiklerimizden biri de öğrencimiz, yazarımız Serhan Mersin’di. Bu sayıda birkaç sayfamızı Serhan’ı tanıyan hocalarına ve arkadaşlarına, dolayısıyla Serhan’a ayırdık; o da bize zamanını çok ayırmış, çok katkı vermişti. Bu sayıyı yaparken aklımızda hep Serhan’ın  okuma tutkusu ve sinema sevgisi vardı. Onu çok özleyeceğiz.

sinecine: Sinema Araştırmaları Dergisi giderek daha çok tanınıyor ve yazı sayısında belirgin bir artış oluyor. Bu süreç içinde hakemlerimizi de çok yoruyoruz, bunun da farkındayız. Süreç, hem yazıları değerlendiren Yayın Kurulu ve hakemlerimiz, hem de yazarlarımız için çok öğretici oluyor. Bütün hakemlerin ismini yayımlamıyoruz, Danışma Kurulu’nda yer alanlar sadece daha sık başvurduklarımız, ama onun dışında her makaleye özgü alanında uzman çok sayıda ismini yayımlamadığımız hakemlere de başvuruyoruz. Bu sayıyı dergiyi hazırlarken çok sayıda yazıyı değerlendiren tüm hakemlerimize emekleri için çok teşekkür ediyoruz. 

Her zamanki gibi dergiyi yayıma hazırlarken Ali Karadoğan’ın katkıları için ne kadar teşekkür etsek azdır. O olmadan olmazdı. Aynı şeyi yardımcım Bahar Şimşek için de söyleyeceğim. Bizi destekleyen yayıncımız Emirali Türkmen’e de sinecine ekibi olarak çok teşekkür ediyoruz. O inandığı için devam ediyoruz dipnot’la. Yazı sayısının giderek arttığını yazmıştım. Bu nedenle derginin kapağına da Ümit Ünal’la ilgili yazımızdan yola çıkarak bir nar koymak istedik. Nar, elbette filmde özel bir eğretilemeydi, bizim için bereketi simgeliyor. Gelecek sayıda size Hasan Akbulut editör olarak seslenecek; sinecine’nin bereketi hep bol olsun.