sinecine ISSN: 1309-5838

Türkiye Sinemasının Cezaevleri

Öz

Türkiye cezaevlerinin tarihi Türkiye’nin de tarihidir. Türkiye sinemasının cezaevinde geçen veya cezaevi temasını kullanan filmleri de bu tarihten kesitler içerir. Makalenin çıkış noktasını, Foucault’nun “dispositif” ve “episteme” kavramları ışığında, süreç içinde cezaevlerinde yaşanan değişimlerin sinemaya nasıl yansıdığını gösteren bir izlek sunulabileceği tezi oluşturmaktadır. Zindan betimlemeleri içeren fantastik tarihi filmlerin, cezaevlerinin sinemadaki “arkeolojik alanı” olarak incelenebileceği düşünülmüştür. Günümüze uzanan süreçte “hapishane” kelimesinin yanı sıra ağırlıklı olarak “cezaevi” kelimesinin kullanımı da siyasi erkin cezaevine yönelik politikalarının ve toplumdaki cezaevi algısının değişimiyle ilişkilidir. Makalede, Türkiye sinemasının cezaevlerine bakışı, bu değişimi gösteren bir dönemselleştirmeyle; 1940’ların hapishaneleri, 12 Mart 1970 sonrası cezaevlerinde yaşanan değişim, 12 Eylül 1980 sonrasının cezaevleri ve 2000’li yılların F Tipi Cezaevleri çerçevesinde incelenmiştir. Sinemada mahkûm profilleri, siyasi mahkûmların hapishane koşulları, hapishanedeki sömürü ilişkileri, mahkûmlar üzerindeki baskılar ve işkence incelenen başlıca konulardır. Hapishanede geçen veya hapishane temasını kullanan filmler çekildikleri dönemin epistemesi içinden okunurken, sinemanın hapishane dispositifinden yararlanan, dispositifi kullanan ve aynı zamanda bu dispositifin unsurlarından olan bir sanat olduğu düşüncesinden hareket edilmiştir.

Anahtar Sözcükler: Hapishane filmleri, F Tipi cezaevleri, episteme, dispositif, çıplak hayat, çıplak insan, cezaevi, hapishane, zindan, 12 Eylül, 12 Mart.

sinecine | Her hakkı saklıdır.