sinecine ISSN: 1309-5838

Ulus Fantazisinin İmgesel Durağı: The Water Diviner

Öz

Bu yazıda kolektif arzu ve kaygıları şekillendiren imgeleri bünyesinde taşıyan sinema ve ulus ilişkisine odaklanılarak, The Water Diviner (Son Umut, Russell Crowe, 2014) filminin Türk ulusçuluğunun yeniden inşa edilmesinde oynadığı önemli rol ele alınır. Ulus anlatısı ve ulusal kimliğin, gündelik yaşam pratiklerine sızan bir yapıya dönüştüğü ve banalleştiği sürece devamlılık sağladığı söylenebilir.  Yeniden üretim sürecinde anlatıyı oluşturan imgeler, her ne kadar eril hegemonik bir yapı özelliği taşısa da, aslında dişil anlamlar içerir. Bu bağlamda gündelik yaşam pratiklerine sızan dişil anlamların kodlarını çözmek için Anthias ve Yuval-Davis’in ulus anlatılarında kadınlara verilen rollere dair yaklaşımları, çalışmanın ana tartışmasını oluşturur. Bu tartışmadan hareketle, çalışmada filmin Türk ulusçuluğu söylemine neler kattığı, yeni düşünme biçimlerini nasıl ortaya koyduğu, ulus anlatısının kadınlık kurgusuyla olan organik ya da inorganik bağları ve imge repertuarlarının konumlandırdığı kimliklerin, ulusal kimliklere dönüşme sürecinde toplumsal cinsiyet rollerinin etkisi irdelenir.

Film anlambilimsel olarak yorumlandığında ulus anlatısının merkezinde savaşçı erkek mitinin yer aldığı söylenebilir. Eril söylem, ulusal kimlik yaratmada aile ve namus kavramlarını merkeze alır. Bu kavramların idealleştirilmesi çerçevesinde kadın bedeni simgeleştirilir. Ulus anlatıları ve toplumsal cinsiyet ilişkisini yorumlamak için anlatıda yer alan imge repertuarlarına bakıldığında kadın karakterin, erkek karakterin/kahramanın yanında ikincil rollerde yer aldığı söylenebilir. Kadın karakter eril söylemin ürettiği sadakat, namus ve bağlılık gibi değerlerin taşıyıcısı, başka bir deyişle cemaatin sürdürücüsü görevini üstlenir.

Anahtar Sözcükler: Ulusçuluk, Türk ulusçuluğu, toplumsal cinsiyet, öteki, kolektif bellek.

sinecine | Her hakkı saklıdır.