sinecine ISSN: 1309-5838

Yıkım Filmleri: Kendi Hikâyelerinin Kıyısında Gecekondulular

Bu makale, 1970’lerin sonlarına doğru gecekondu problemine giderek artan bir ilgi gösteren popüler sinemanın, buralarda oturan yoksul halkın kültürel temsili meselesi ile nasıl başa çıkmaya çalıştığını inceler.  Popüler filmler –özellikle de yıkım sorunu ile ilgilenenler– bu gruba bir pozitif kimlik ve eylemlilik kapasitesi atfetmekten kaçınmıştır. Gecekondu problemi hikâyenin odağında olsa bile, filmler gecekonduluları ağırlıklı olarak anlatının çeperinde konumlamıştır. Onlar ekranın kenarlarında, içeri dalıp kendi hikâyelerinin baş aktörü olmaktan aciz, bulanık bir kalabalık olarak dururlar. Bu çalışmada, 1970’ler Türkiye’sinde şehirli yoksulların pragmatik veya ideoloji taşımayan (dolayısıyla muğlak, olgunlaşmamış ve güvenilmez) bir grup olduklarını yayan imajın, en azından kısmen, kültürel elitlerin tamamının katkısıyla inşa edilmiş bir kimlik olduğunu iddia ediyorum. Başka meselelerde birbirlerine düşman ideolojik pozisyonlar arasında bile böylesi bir kimliği oluşturmak ve desteklemek konusunda görülen bu şaşırtıcı uyum, geleneksel toplumsal kategorilerin dışında veya arasında bir yere düşen bu yeni sosyal formasyonun kültürel üretim alanındaki bütün yerleşik çerçeveler açısından sembolik bir zorluk yaratmasına karşı geliştirilen ortak bir tepki olarak açıklanabilir.

Anahtar Sözcükler: Şehirli yoksullar, kültürel temsil, kimlik, gecekondu.